Ellerinize sağlık, çok güzel olmuş, kesenize bereket, Allah daha fazla versin, sofranız hep bereketli olsun. Bu güzel dilekleri, ben o güzelim sofralarda oturan hiç kimseden duymadım. Bugün olmazsa yarın kesin söylerler diye umutlandım ama her programda hayal kırıklığına uğradım. Çok isterdim bu güzel cümleleri duymayı. Neden bahsettiğimi umarım anlamışsınızdır. Haftalardır, hatta aylardır bir televizyon kanalında kesintisiz devam eden bir yarışma programından bahsediyorum. Yarışmacıların gerçek amaçları yaptıkları yemeklerin lezzetinden çok kazanacakları ödül, yani para. Program ilk yayınlandığı zaman sevinmiştim. Yeni tariflerle birlikte her yörenin kültürlerini ve kendilerine has değişik yemek tariflerini öğrenme şansımız olacaktı. Ama beklediğim gibi olmadı. Bir iki programdan sonrasını izlemedim. Çünkü bırakın farklı yemek tariflerini görmeyi, yarışmacıların birbirlerini karalamalarını, hakaretlerini, aşağılayıcı, küçük düşürücü sözlerini izledim. Bu programlarda Türk örf ve adetlerine aykırı davranışlar sergileniyordu. Ev sahibine ve yapılan nimete saygı yoktu. Ev sahibinin o kadar zahmet çekiyor olması onları hiç ilgilendirmiyor, yapılan yemeklere iğrenç demeleri bile onları rahatsız etmiyordu. Onların tek amacı vardı oda para kazanmak. Sarf edilen çaba, harcanan emek değil, tek hedef diğerini yok ederek zirveye ulaşmak. Oysa Türk misafirperverliği öyle değildir. Misafirliğe gittiğimizde bizim için önemli olan sofraya konan yemek değil nasıl karşılanacağımızdır. Bize sunulan yemeği beğenmesek bile usulen birkaç lokma yer, kimseye çaktırmadan devam etmeyiz. Ev sahibi üzülmesin diye sofraya konulan her yemeğin tadına bakmaya çalışırız. Gittiğimiz evde sevmediğimiz misafir dahi olsa, ev sahibine ayıp olmasın, ortam gerilmesin diye, kimseyi tedirgin etmeyiz. Sofradan kalkacağımız zaman, nezaketten ev sahibine yaptığı yemekler için teşekkür eder, en azından ellerinize sağlık çok güzel olmuş deriz. Bu hareketimiz ev sahibini mutlu eder, bu bir inceliktir, biz böyle gördük böyle öğrendik. Türkiye’de sofra demek bereket demek, zenginin sofrasının fakire açık olması demek, Yüce Allah’ ın bize hediyesi nimetlerimiz demektir. O güzelim sofraları sevdiğimiz dostlarımızla paylaşmanın ayrı bir maneviyatı vardır. O sofralarda barış, huzur ve mutluluk vardır. Türk sofralarına dualar okunarak, Allah’ın verdiği nimetlere şükür edilerek oturulur. Sofrada kötü söz olmaz, kavga olmaz, bir tartışma olursa oturduğumuz sofraya saygıdan dolayı sesler hemen kesilir. Evimize gelen misafirler ise başımızın tacı olurlar, ona göre hareket eder ona göre ağırlarız. Konuklarımıza en kıymetli takımlarımızda yemeklerimizi ikram ederiz, onların memnun olmaları için elimizden geleni yaparız. Türk misafirperverliği, insanı, sofrası, ikramı, lezzeti her zaman her yerde diğer ülkelerden farklıdır ve her zaman açık ara öndedir. Ağız tadınız hiç bozulmasın. narintenekeci@hotmail.com