Bir akşamüstügelen telefon beni yıllar yıllar öncesine götürdü. Hiç beklemediğim bu telefon karşısında neye uğradığımı şaşırdım. Telefonun diğer ucunda olan, benim ilkokul öğretmenimin küçük kızıydı, güzel bir sürprizdi. Bir ilkokul sitesindeki fotoğraflarda küçücük öğrencilerle birlikte annesini görünce heyecanlanmış ve çok sevinmiş. Bizim öğretmenimiz hakkında yazdıklarımızı da okuyunca çok duygulanmış ve gün geçtikçe gelişen teknoloji sayesinde bana ulaşmayı başarmıştı. Gelen telefona çok sevindim, uzun bir görüşmeden sonra hemen öğretmenimin telefonunu aldım, çok heyecanlıydım, içim kıpır kıpırdı. Hiç beklemeden aramak istiyordum, o dakikalarda içimdeki yaramaz ve asi çocuğu durduramıyordum. Daha fazla beklemeden hemen o efsane kadını aradım, adı gibi çok özel bir insandı. O Leyla ÖZEL öğretmenimdi, o insan bir efsaneydi, o sert bakışlarının altında merhamet vardı, tatlı sertti, okulumuzun değim yerindeyse hanım ağasıydı. O efsane kadın bizim biricik öğretmenimizdi. Minicik, masum, çocuk yüreğimizin ikinci annesiydi. Sadece kendi sınıfının değil diğer bütün sınıflardaki öğrencilerinde annesiydi. Çok heyecanlıydım, aramadan önce ne konuşacağımı, nasıl hitap edeceğimi düşündüm. Arayacağım insan yıllar önce bana öğrettikleriyle, o küçücük yüreğimin öğretmeni, kocaman yüreğimin hocasıydı. Öğretmenim mi, Hocam mı diyeceğim diye düşünürken tüm cesaretimi toplayarak numarayı çevirdim ve karşıma yıllar önce bıraktığım o muhteşem ses çıktı, evet telefonun diğer ucunda duran ses karşısında hiç tereddütsüz ve kocaman yüreğimin bir köşesinde sakladığım çocuk yüreğimle “Öğretmenim” dedim. Konuşmaya devam ettikçe heyecandan “öğretmenim” yerine ister istemez “hocam” demeye başladım. Artık büyümüştüm, ben büyüdükçe öğretmenimde büyümüştü. Beni hatırlar mı diye düşünürken, bırakın beni hatırlamayı sınıfımda okuyan altı yedi öğrencinin ismini hiç düşünmeden söyledi. Şaşırmadım çünkü o bir öğretmendi, her dönemde okuttuğu öğrencilerine annelik yaptığı için hiç birimizi unutmamıştı. Hiçbir anne çocuklarını unutmaz, bizler hem öğrencisi hem de çocuklarıydık. Uzun uzun konuştuk, çok sevinmiştim, çok ama çok mutluydum. Kendi çocuklarını okutmuş, birini doktor, birini işletmeci ve birini de kendisi gibi çocuklara hem annelik hem de öğretmenlik yapması için okutup öğretmen yapmıştı. Üç çocuğunu da vatana ve millete hayırlı evlatlar olarak yetiştirmişti. Şimdi ise emekli olmuş ve torun bakıyor bu özel, güzel ve muhteşem insan. Yüce Rabbim herkese böyle bir öğretmen ve böyle bir anne versin. Yüce Rabbim size uzun ömür versin sevgili öğretmenim. Sayenizde çok mutlu ve güzel bir çocukluk geçirdik. Beni yıllar sonra tekrar öğretmenime kavuşturan evin küçük kızı Ayşin’e çok teşekkür ederim. Yıllar sonra bir öğrencinizin de bu şekilde size kavuşması dileklerimle ve bir kez de kocaman yüreğimin bir köşesinde sakladığım çocuk yüreğimle tekrar teşekkürler Ayşin. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun… narintenekeci@hotmail.com