Uzaklara, çok uzaklara hüzün çöküyor, çünkü orada akşam oluyor, çünkü orası çok ıssız, orada yağmur var, orada kar var orası çok soğuk. Üşüyen bedenleri değil yürekleri, onlar yalnız, onlar biçare, orada evlat yok, kardeş yok, orada nefes yok, kalplerini ısıtacak bir tatlı söz yok. Ne olur onları kırmayın, incitmeyin, onlar masum, onlar kimsesiz, onlar yaralı ceylanlar, onlar ürkek ceylan yavruları. Burada akşam olunca kalplere yalnızlık çöküyor, sis dumanlarının ve sokak lambalarının aydınlattığı sokaklara hüzün çöküyor, o hüzün ki onların yokluğunu geceyle birleştirip kaldırımlara soruyor, kaldırımlar suskun, duvarlar soğuk, sokaklar sessiz, sorular cevapsız. O suskunluğun cevabı bir kuşun kanadında, kırmayın o kanadı. O kanadın çırpınışıyla sessizlik bozulsun, güvercine izin verin gidip onları görsün. Onlar yalnız, onlar kimsesiz, izin verin, sevgi ve hasret o kuşun kanatlarında, kırmayın o kanatları. Buğulu ve çiğ tanelerinin düştüğü pencereyi açık tutun belki bir gün… Mutlu bir çocukluk geçirmiş olabiliriz ama yaşlandığımızda ve yalnız kaldığımızda ne durumda olacağımızı hiç kimse bilemez. Her yaşlı insanın bir hikâyesi vardır, kâh mutlu, kâh mutsuz, onlar için her hikâye mutlu başlar ama mutsuz biter. Yaşanılan yıllar içerisinde çok yolculuk yapılır ama biri var ki istemeden yapılanıdır. O meçhul yolculuğa çıkmadan vaktin geldiği anlaşılır ve işte o zaman tası tarağı toplama zamanıdır. Yanınıza eşyadan çok geçmişi hatırlatacak siyah beyaz, sararmış fotoğraflar alınır. Birilerinin dur gitme demesi için dua edersiniz, kimseler duymaz, istenmeyen kısa yolculuğa çıkma zamanıdır. O kısa yolculuğun sonunda bir ses duyulur, buyurun “son durak” inmek istemezsiniz ama yapılacak bir şey yoktur. İçinizde yılların yorgunluğu, yüzünüzde hatıralarla dolu çizgiler, kalbinizde garip bir hüzün ve elinizde bütün hayatınızı sığdırdığınız minik bir valizle inmek zorundasınız. Arkanızda bütün yaşanmışları geride bırakarak, hayatınızın geri kalanını geçireceğiniz ve misafir olarak kalacağınız yere doğru ağır adımlarla ilerlersiniz. Kalacağınız yeri seçme lüksünüz yoktur, ayaklarınız o anda bir adım öne iki adım arkaya gider, kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın geri dönüşü yoktur artık. Sessiz bir şekilde bu şarkıyı mırıldanmak istersiniz. “Ömrümüzün son demi son baharıdır artık, Maziye bir bakıver neler-neler bıraktık” Evet, artık her gün son baharınızı yaşarsınız. Siz hiç kimsesizler yurdu ve huzur evi gördünüz mü? Kendinizi yalnız hissettiğinizde o şefkat evleri ve yuvalarını gidip görün hiçbir kaybınız olmaz. Her ne kadar Devletin sağladığı imkânlarla rahat ve huzurlu bir ortamda yaşasalar bile, huzurevlerinde kalan yaşlılarımız ve çocuk yuvalarında kalan minicik yürekler her gün pencere arkalarında ve kapı önlerinde ziyaretçi yolu gözlüyorlar. Bayram yaklaştı, bir tatlı huzur almaya ne dersiniz. “Mutlu Bayramlar” narintenekeci@hotmail.com