Sağlıklı insan davranışı olarak her dinin temelinde ciddi bir yeri olan “hoşgörü” aslında insanın da “özü”dür. İletişimin temelidir. İnsan ile makineyi birbirinden ayıran hassas bir çizgidir. Sokakta, işyerinde, okulda, trafikte, evde ve insanın yaşadığı her yerde kaçınılmaz bir insan davranışı olan “hoşgörü”den uzaklaşmak bencillik ile tanımlanır. Bencil insanlar ise, güvensizdir, kavgacıdır, insanlarla doğal olarak anlaşamazlar, sürekli kavga ve tartışma içinde ömürlerini kısaltırlar. 2015 Yılı Türkiye’de seçim yılı olacak insanlarımızın biraz daha hoşgörüye ihtiyacı var. Seçim için birbirini kırmak, yaralamak veya can almak değer mi ne olur kendimize, dilimize, elimize sahip çıkıp sonradan pişmanlık duyacağımız hareketlerde bulunmayalım. Cinayetler, kavgalar, yaralamalar, kapkaçlar, hırsızlıklar, adam kaçırmalar, toplu cinayetler ve trafik kazaları toplumsal huzurumuzu bozan ve insanlarımızın hayatlarını kaybetmelerine ve özgürlüklerinin ellerinden alınmalarına yol açmaktadır. “Sevgide güneş gibi ol, cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, hiddet ve öfkede ölü gibi ol, tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol, hoşgörülülükte deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol…” Hoşgörü bir insan davranışı olarak ne kadar eğitimle alakalı görülse de çok sayıda örnek bu düşünceyi zayıflatmıştır. Hoşgörü, eğitimli veya eğitimsiz her insanda rastladığımız ciddi bir erdemdir. Kendisine güveni olan, kendisi ile barışık olan ve başkalarına saygı gösteren insanlarda hoşgörü mutlaka vardır. Davranışlarına da yansımaktadır. Mevlana Hz. Mevlana: “ Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim. Sen de onlara benim gibi iyi gözle bak” derken, insan hatalarına bakış açımızda yatan temel felsefe, iyi yönden bakmak, iyiye yorumlamak ve ayıplamamaktır. İnsanları, dil, din, ırk, cinsiyet, sınıf ayrımına tabi tutmadan aynı gözle bakmak sanatı bana göre hoşgörüdür. İnsanlar evden dışarı çıktığı zaman yüzlerce insanla karşılaşırlar ve birçoğu ile ortak çalışmak ve yaşamak zorundadır. Evden çıktığımız zaman; Günde kaç kişiye selam verdik? Kaç kişiye gülümsedik? Kaç kişiye dert ve hatır sorduk? Kaç kişinin acısını paylaştık? Kaç kişinin ayıbın ı aradık? Kaç kişinin açığını yakalamak için kaç türlü plan yaptık? Her insan kendisine bu soruyu sorduğu zaman mutlaka cevabını da kendisi bilecektir. Bu bir hoşgörü imtihanıdır. Trafiğe çıkınca kaç kişiye kötü davrandık, yaşamlarını riske attık? İşyerimizde günde 12 saat çalışan ve çocuklarına ekmek götürmek için her söylediğimize boyun eğen kaç insana kötü konuştuk, bencil davrandık? Yolda yürürken karnı aç yoksullara nasıl davrandık? Onlara başımızı çevirip yan baktık mı? Başkasının hayatını riske atacak sözler ve davranışları sergilerken vicdan azabı çektik mi? Başkasına iftira atarken sonuçlarının hiçbir dinde ve inançta yeri olmadığını bilerek ya da bilmeyerek mi iftira attık? Başkasına ait bir malı yağmalarken o malın nasıl kazanıldığını düşünerek mi yaptık? İnsanları öldürürken verilen canın ancak yaradan tarafından alınabileceğini düşündük mü? Hoşgörü bir insan davranışıdır ve insandan beklenir. Hoşgörü sorumsuzluk ve ilgisizlik ve düşünmeden hareket etmek değildir. İnsanın hak ve hukukunu görmemezlikten gelmek hiç değildir. Hoşgörü, çağın getirdiği sorunlara, sevgisizliğe, aç gözlülüğe, çaresizliğe, anlayışsızlığa, kin ve nefrete bir ilaçtır. Bu ilaç toplumun panzehiridir. Hoşgörü sevgi ve saygı yoludur. Bu yolda yürümek erdemdir, bu yolda yürüyen insan ise erdemli insandır. Başka yazıda buluşmak üzere Allaha Emanet olun.
insanlık kalmadı selam vermek kalkmış merhaba moda olmuş, sevmek yerini menfaate satmış .