On üç yıldır Türk milletinin ve İslam âleminin maddi ve manevi imarına vesile olan sayın Cumhurbaşkanımız R.Tayyip ERDOĞAN ve AK Parti Kadroları bu günlerde yıkmak ve yıpratmak için dış güçlerin çeşitli oyunlar ile kardeşi kardeşe düşürmek, Müslüman’ı - Müslüman’a düşman etmek entrikaları ile Ülkemizde büyük oyunlar oynanmak isteniyor. Zeki ve iradeli Dünya lideri Cumhurun başı R.Tayyip ERDOĞAN’IN Müslümanların sesi olup idare mekanizmasını ele almasını, Ülkemizde ekonominin düzelmesi ve İslam âleminin sesi olması, tabi ki Haçlıların ve Siyonistlerin işlerine gelmeyeceği gibi entrikalar ile ülkemizi karıştırmak isteyeceklerdir. Türkiye’nin 13 yıldaki yükselişini ve kalkınmasını hazmedemeyen “ecnebiler” ülkemizi tekrar onlara muhtaç duruma düşürmek ve kalkınmamızı engellemek için her türlü entrikalara başvurup bizi gaflete düşürüp içimizden vurmak istiyorlar. Müslümanların gaflete düşmesi, misyonerlerin çalışmasını kolaylaştıracağı gibi, her misyoner kimin, hangi devletin hesabına çalışıyorsa, o devletin ajanıdır, casusudur ve misyonerlerin tamamı İslam düşmanıdır. IMF’nin her ay ülkemize gelip ekonomiyi sorgulaması, enflasyonun vatandaşı bezdirdiği günleri tekrar yaşatması, insanların refah düzeyinin gelişmemesi ve onlara (ecnebilere) muhtaç olması, her gün şehit haberlerinin tekrar gelmesi ve Türkiye’nin 1 milyar dolara tekrar ihtiyaç duyması günlerini hayal edenler; Türk milletinin ve İslam âleminin maddi ve manevi imarına vesile olan, AK Parti ve Sayın Cumhurbaşbakan R.Tayyip ERDOĞAN’ın yetkilerini kısmak ve ülkenin huzurunu bozmak için düğmeye basmış bulunuyorlar. Ne acıdır ki Dershaneler üzerinden Gülen Cemaati ile hükümeti karşı-karşıya getirmek için uğraşanların asıl amacı İslam âleminin umudu olan, Dünya lideri başbakan R.Tayyip ERDOĞAN’I yıpratmak ve başarılı Ak Parti hükümeti devirmektir. Müslüman şuurlu ve uyanık olmalı. Şuursuz bir şekilde şuurlu düşmana yardım edip oyununa gelmemeli. Cây-ı teessüf bir halet-i içtimaiye ve kalb-i İslâmı ağlatacak müthiş bir maraz-ı hayat-ı içtimaî: “Haricî düşmanların zuhur ve tehacümünde dâhilî adavetleri unutmak ve bırakmak” olan bir maslahat-ı içtimaiyeyi en bedevi kavimler dahi takdir edip yaptıkları halde, şu cemaat-ı İslâmiyeye hizmet dava edenlere ne olmuş ki; birbiri arkasında tehacüm vaziyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz’î adavetleri unutmayıp, düşmanların hücumuna zemin hazır ediyorlar. Şu hal bir sukuttur, bir vahşettir. Hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye bir hıyanettir. Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı (Mü’minler birbirlerinin kardeşleridirler) kal’a-i kudsiyesi içine giriniz; tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. Malûmdur ki; iki kahraman birbiriyle boğuşurken; bir çocuk, ikisini de dövebilir. Bir mizanda iki dağ birbirine karşı muvazenede bulunsa; bir küçük taş, muvazenelerini bozup onlarla oynayabilir; birini yukarı, birini aşağı indirir. İşte ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayat-ı içtimaiyenizle alâkanız varsa (Mümin için mümin, sağlam yapılmış bir binanın birbirine kuvvet veren elemanları gibidir) düstur-u âliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefalet-i dünyeviyeden ve şekavet-i uhreviyeden kurtulunuz! Hayat-ı maneviye ve sıhhat-ı ubudiyet, adavet ve inad ile sarsılır. Çünkü vasıta-i halas ve vesile-i necat olan “ihlâs” zayi’ olur. İslama ve Müslümanlara karşı tecavüz vaziyetini almış çok düşmanlar olduğunu bildiğimiz halde, bu düşmanlara karşı tesanüt ederek, el-ele verip müdafaa vaziyetini almak mecbur iken, onların hücumunu teshil etmek, onların harim-i İslama girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkarane tarafgirlik ve adavetkarane inat, hiçbir cihetle ehli imana yakışır mı? Ehl-i küfür âlemi, dünyanın ahval ve mesaibine kadar birbiri içinde Müslümanlara karşı zararlı bir vaziyet alırken, birbiri arkasında Müslümanlara karşı hiddet ve hırs ile bakarken, oyuna gelmeyip Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhımız ve siperimiz ve kal’amız olan “ Uhuvvet-i İslâmi’yedir”. Bu kal’a-i İslâmiyeyi, küçük adavetlerle ve bahanelerle sarsmak; ne kadar hilaf-ı vicdan ve ne kadar hilaf-ı maslahat-ı İslâmi’ye olduğunu bilip, ayılmamız lazım. Düşmanlarımızı sevindirmeyelim. Dünya Lideri, Milletin adamı, İslam âleminin ve mazlumların sesi, Gelişen ve kalkınan Türkiye’nin mimarı Sayın Cumhurbaşbakanımız R.Tayyip ERDOĞAN’I yıpratıp harcamak isteyen kesimlere karşı şuurlu olup oyunlara gelmeyip daha çok sahiplenmemiz gerek diyorum. Hedef 2023 yolunda durmak yok yola devam demeliyiz. Tüm İslam âleminin içinde bulunduğu sıkıntıların son bulması, ülkemizin ve milletimizin dayanışma birlik ve kardeşliğimizin güçlendirilmesi, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasına, kardeşliğin daha güçlenmesi için birbirimizi sevip bir olalım, diri olalım, güçlü olalım, Düşmanlarımızı sevindirmeyelim. Başka yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olun.