Dünyanın son demlerini yaşadığı, maneviyata, mukaddesata nihai derecede yabani ve yabancılaştığı, zalimlerin kaprisleri uğruna adeta cirit attığı, mazlumların sömürüldüğü, dalkavukçuların arzu endam ettiği bu şiddetli ve hiddetli ahirzamanda bir ümidim var. Mezkûr hal-i pürmelâlin tersine çark edeceğine dair, zalimin zulmüne birilerinin çıkıp dur diyeceğine dair, mazlumların, masumların iade-i haklarına dair ve en gür seda İslam’ın, Kur’anın sedası olacağına dair Rabbimin engin rahmetinden bir ümidim var. Fena ve Fani bir adamın güzel ve baki şöyle bir sözü vardır. Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa Hakkın bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır. Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa Sönmez ebedi, her gecenin gündüzü vardır. Evet, her gecenin bir gündüzü vardır. Hal-ı hazırda âlem-i İslam çendan sıkıntılara giriftar olsa da, Suriye’de, Mısır’da, Filistin’de ve İslam kalesi olan Türkiye’de çeşitli provokasyonlarla, hilelerle, Islama zarar verilmeye çalışılsa da bu zahiri zulümat islamın, Kur’anın nuruyla zail ve bertaraf olacaktır inşaaalah. Bu meyanda biz mü’minlere ye’se kapılmamak, ümitsiz olmamak ve inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz, hakikatine bütün benliğimizle bağlanmamız gerektiği mülahazasındayım. Zira ye’s mani-i her kemaldir. ( Ümitsizlik, her kemal ve ilerlemenin engelidir.) Rabbimin bizleri din-i Islama hadim eylemesi ve istikamette sabit-kadem eylemesi temennisiyle Allah’a emanet olun. Başka yazıda buluşma üzere Allah yar ve yardımcınız olsun.
Rabbim şevki kılınç, ümit'i binek etsin