• Menü
  • Anasayfa
  • Hesabım
Özurfahaber
  • Galeri
  • Video
  • Yazarlar
Dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmeliyiz

Yazar

Fatih Urfavi

Dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmeliyiz

Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet imân hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.    Meselâ, kendimi misal alarak derim: Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hadiselerle sabit olmuş. Meselâ, Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfîde idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suallerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, dört kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor.   Fakat bu otuz senedir müsbet hareket etmek, menfî hareket etmemek ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak hakikati için, bana karşı yapılan muamelelere sabırla, rıza ile mukabele ettim. Cercis Aleyhisselâm gibi ve Bedir, Uhud muharebelerinde çok cefa çekenler gibi, sabır ve rıza ile karşıladım.    Evet, meselâ seksen bir hatâsını mahkemede ispat ettiğim bir müdde-i umumînin yanlış iddiaları ile aleyhimizdeki kararına karşı, bedduâ dahi etmedim. Çünkü asıl mesele bu zamanın cihad-ı mânevîsidir. Mânevî tahribatına karşı sed çekmektir. Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir.    Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir. “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenemez” (En’am Sûresi: 164.) düsturu ile—ki “Bir câni yüzünden onun kardeşi, hanedanı, çoluk-çocuğu mesul olamaz”—işte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım.   Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir. Mezkûr âyetin düsturuyla vazifemiz, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Onun içindir ki, âlem-i İslâmda âsâyişi ihlâl edici dahilî muharebat ancak binde bir olmuştur.   O da aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir. Ve cihad-ı mâneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır ki, “Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenâb-ı Hakk’a âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.”   Ben de Celâleddin Harzemşah gibi, “Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakk’ın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur’ân’dan ders almışım…  Emirdağ Lâhikası, s. 870    

  • 2016-03-18 Eklendi
  • Paylaş
Facebook da Paylaş Twitter da Paylaş Kapat

Yorum Yap

Yapılan Yorumlar

Fatih Urfavi : Diğer Yazıları

  • Risale-i Nur'dan

  • Ceset ölüp dağılırsa da, ruh bâkî kalır

  • İnsan âleme, küçük bir fihristedir

  • Allah’ı sevmek, Habibullaha(asm) tâbi olmakla olur

  • İlmin hükümran olduğu istikbalde, Kur’ân hükmedece

  • BİR ÜMİDİM VAR

  • Hakikî zevk, iman dairesinde bulunabilir

  • DÜNYAY-I DENİYYE

  • Askerin siyasete müdahalesi, müthiş zararları neti

  • Hak ve hakikat inhisar altına alınamaz

  • Her sene, her gün taze bir kâinat gelir

  • Melekler kar tanelerine binip san’at-ı İlâhiyeyi a

  • Bu saray bir âyinedir onun için böyle süslenmiş

  • Üstad Said Nursi Hazretlerinin, Şam Emevi Hutbesin

  • Ey âlem-i İslâm! Uyan, Kur’ân’a Sarıl

  • ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM

  • Kâ’b bin Mâlik’in (ra) tövbesi

  • Risale-i Nur fitneyi kaldırıp, kardeşliği ikame ed

  • Kapat
  • Enhanced - Icon only
  • Anketler

KATEGORİLER

  • Şanlıurfa Haberleri
  • Şanlıurfa Valiliği
  • Said Nursi-Bediüzzaman
  • Özel Haber
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Spor
  • Dünya
  • Magazin
  • DİĞER KATEGORİLER

    • Sağlık
    • Yaşam
    • Kültür - Sanat
    • Güncel
    • Ortadoğu
    • Yurt Haberleri
    • Aile Sağlığı
    • Teknoloji
    • Diğer
    • Viranşehir
    • Suruç
    • Siverek
    • Haliliye
    • Karaköprü
    • Eyyubiye
    • Harran
    • Akçakale
    • Hilvan
    • Bozova
    • Birecik
    • Ceylanpınar
    • Halfeti
    • Kadın
    • Röpartaj

Giriş

Kapat
Kayıt Ol
Şifremi Unuttum