Ömür kısa lüzumlu işler pek çok. Dolayısıyla en ehem ve elzem olan şeylere teveccüh etmemiz gerekmektedir. Nedir bu Fani ve ani olan Dünya da en ehem ve elzem olan şey; mesaimizi İman hakikatlerine teksif etmek, uhrevi (yani ahirete yönelik) olan ticaretlere talip olmak, Dünya ya gönderiliş gayemizi en iyi bir şekil de derk etmek ve ebediyen bu dünya da kalacakmışız gibi Dünya ya çalışmaktır. Bediüzzaman Hazretlerinin şu güzel veciz sözünü söylemeden geçmeyeceğim Üstad Said Nursi hazretleri diyor ki “Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, Fani Dünya da bıraktığın eserlere de kıymet verme” diyor. Yazımın başında ömür kısa lüzumlu işler pek çok demiştim. Lakin Ahirzaman diye tabir ettiğimiz bu asrımız da İnsanoğlu maneviyat makamı-ı âlisinden yuvarlandıkça yuvarlanıyor ve yaralandıkça yaralanıyor. En ehem olan şeylerden İ’rad edip yani iğna ediyor (yüz çevirip), en süfli olan şeylere bütün benliğiyle teveccüh ediyor. Bu öyle bir su-i teveccühtür ki, İnsanı derece-i melekiyyetten derece-i kelbiyyete sukut ettiriyor. (hafizanaallah) ve diğer içimizi parçalayan durum da, bu halette iken şeytanın ibtal-ı his dediğimiz, desisesine ve lümmesine mağlup olmasıdır. Dünya dar-ı imtihandır, dar-ı hizmettir, ücret ve mükâfat alma yeri değildir. Bir gün evliyaullahtan olan bir zat, genç bir mekteplinin yanından geçerken hüngür-hüngür ağladığını görüyor. Bu durum karşısında iki büklüm olan zat sormadan edemiyor, nedir seni bu halete bu duruma getiren diyor, Mektepli genç diyor ki; bu gün günlerden Salı imtihanlarımızın ve notlarımızın açığa kavuşağı gündür, ben de ya imtihandan kalmışsam veya düşük puan almış isem endişesine kapıldığımdan dolayı kendimi tutamayıp ağlıyorum. Bu manzara karşısında çok etkilenen O zat bir köşeye çekilerek Dünyadaki kulun yapmış olduğu imtihan bu denli dehşetengiz ise yarın Ahirette yüce yaratıcının yapacağı İmtihan-ı Kübra da (mahkeme-i Kübra’da) büyük mahkeme gününde ne yapacağız diyerek O da ağlamaya başlar. Evet, aradaki farkı dikkat-i nazarlarınıza havale ederim. Yazıma Hz.Üstad Bediüzzamanın bir vecizesiyle son vermek istiyorum, Faniyim, Fani olanı istemem Acizim aciz olanı istemem İsterim fakat bir Yar-ı baki isterim İsterim fakat bir Şems-i sermed isterim Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudat-ı hepten isterim. Evet, hep ahretimiz düşünmemiz lazım geçici zevkler bizi aldatmasın Dünyadaki zevkler bir zehirli baldır şeytanın desiselerine düşmemek lazım. Ey gönül uyan bu gaflet uykusundan Ki, emin olasın Rıza-i Rahmandan Rızay-ı Rahmana ulaşmak olsun davan Bir de şeytanın desiselerine kanmaman. Vesselam kalın sağlıcakla…