Melekler kar tanelerine binip san’at-ı İlâhiyeyi alkışlıyor


Bu makale 2015-01-22 13:30:21 eklenmiş ve 1414 kez görüntülenmiştir.
Fatih Urfavi

Hem meselâ küre-i arz, küre-i arzın nevîleri adedince baÅŸlar ve o nevîlerin fertleri sayısınca diller ve o ferdlerin âzâ ve yaprak ve meyveleri miktarınca tesbihâtlar yaptığı için, elbette o haÅŸmetli ve ÅŸuursuz ubudiyet-i fıtriyeyi bilerek, ÅŸuurdârâne temsil edip dergâh-ı İlâhiyeye takdim etmek için, kırk bin baÅŸlı ve her başı kırk bin dil ile ve herbir dil ile kırk bin tesbihat yapan bir melek-i müekkeli bulunacak ki, ayn-ı hakikat olarak Muhbir-i Sadık haber vermiÅŸ.

Ve hilkat-i kâinatın en ehemmiyetli neticesi olan insanlarla münasebât-ı Rabbâniyeyi tebliÄŸ ve izhar eden Cebrail Aleyhisselâm ve zîhayat âleminde en haÅŸmetli ve en dehÅŸetli olan diriltmek ve hayat vermek ve ölümle terhis etmekteki Hâlıka mahsus olan icraat-ı İlâhiyeyi, yalnız temsil edip ubudiyetkârâne nezaret eden İsrafil Aleyhisselâm ve Azrail Aleyhisselâm ve hayat dairesinde rahmetin en cemiyetli, en geniÅŸ, en zevkli olan rızıktaki ihsanat-ı Rahmâniyeye nezaretle beraber ÅŸuursuz ÅŸükürleri ÅŸuurla temsil eden Mikâil Aleyhisselâm gibi meleklerin pek acip mahiyette olarak bulunmaları ve vücutları ve ruhların bekaları, saltanat ve haÅŸmet-i rububiyetin muktezasıdır. Onların ve herbirinin mahsus taifelerinin vücutları, kâinatta güneÅŸ gibi görünen saltanat ve haÅŸmetin vücudu derecesinde kat’îdir ve ÅŸüphesizdir. Melâikeye ait baÅŸka maddeler bunlara kıyas edilsin.

Evet, küre-i arzda dört yüz bin nevileri zîhayattan halk eden, hattâ en âdi ve müteaffin maddelerden zîruhları çoklukla yaratan ve her tarafı onlarla ÅŸenlendiren ve mu’cizât-ı san’atına karşı, onlara dilleriyle “MâÅŸâallah, Bârekâllah, Sübhânallah” dediren ve ihsanat-ı rahmetine mukabil “Elhamdü lillâh, Ve’ÅŸ-ÅŸükrü lillâh, Allahu ekber” o hayvancıklara söylettiren bir Kadîr-i Zülcelâli ve’l-Cemal, elbette, bilâÅŸek velâ ÅŸüphe, koca semavata münasip, isyansız ve daima ubudiyette olan sekeneleri ve ruhanîleri yaratmış, semavatı ÅŸenlendirmiÅŸ, boÅŸ bırakmamış ve hayvanatın taifelerinden pek çok ziyade ayrı ayrı nevileri meleklerden icad etmiÅŸ ki, bir kısmı küçücük olarak yaÄŸmur ve kar katrelerine binip san’at ve rahmet-i İlâhiyeyi kendi dilleriyle alkışlıyorlar; bir kısmı, birer seyyar yıldızlara binip feza-yı kâinatta seyahat içinde azamet ve izzet ve haÅŸmet-i rububiyete karşı tekbir ve tehlil ile ubudiyetlerini âleme ilân ediyorlar.

Evet, zaman-ı âdem’den beri bütün semavi kitaplar ve dinler meleklerin vücutlarına ve ubudiyetlerine ittifakları ve bütün asırlarda meleklerle konuÅŸmalar ve muhavereler, kesretli tevatürle insanlar içinde vuku bulduÄŸunu nakil ve rivayetleri ise, görmediÄŸimiz Amerika insanlarının vücutları gibi meleklerin vücutlarını ve bizimle alâkadar olduklarını kat’î ispat eder.

Åžuâlar, On Birinci Åžuâ, 
On Birinci Mesele, s. 413

LÛ­GAT­ÇE:

 

küre-i arz: Dünya.
ubudiyet-i fıtriye: Yaratılıştan gelen ibadet.
ÅŸuurdârâne: Åžuurlu bir ÅŸekilde.
melek-i müekkel: Belirli bir iÅŸle vazifeli melek.
Muhbir-i Sadık: DoÄŸru haberci; Allah ve âhiretle ilgili doÄŸru haberler veren Peygamberimiz (asm).
hilkat-i kâinat: Kâinatın yaratılması.
münasebât-ı Rabbâniye: Rablikle ilgili münasebetler.
zîhayat: Hayat sahibi.
halk: Yaratma.
bilâÅŸek velâ ÅŸüphe: Åžeksiz ve ÅŸüphesiz.
sekene: Sakinler, oturanlar.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 â€¹ 
 â€º 
Özurfahaber
© Copyright 2021 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
EÄŸitim Haberleri
DÜNYA