Risale-i Nur'dan


Bu makale 2026-08-12 12:22:33 eklenmiş ve 129 kez görüntülenmiştir.
Fatih Urfavi

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Mekke’den hicret ettiÄŸi ve küffarlar takibe çıktıkları vakit, Sebir namındaki daÄŸa çıktılar.

Sebir dedi: “Yâ Resulallah, benden ininiz! Korkarım, benim üstümde sizi vururlarsa, Allah beni tazib eder. Onun için korkarım.” Cebel-i Hira çağırdı: “Yâ Resûlallah, ileyye!” [Ey Allah’ın Resulü, bana gel. (Kadı İyaz, Åžifa, 1:308.)] “Bana gel.” Bu sır içindir ki ehl-i kalp, Sebir’de havf ve Hira’da da emniyeti hissederler.

 

Bu misalden anlaşılır ki o koca daÄŸlar birer müstakil abddir, müsebbihtir ve vazifedardırlar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmı tanır ve severler, başıboÅŸ deÄŸillerdir.

 

Mektubat, s. 163

 

***

 

Manevî tevatür derecesinde bir ÅŸöhretle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekri’s-Sıddık ile, küffarın takibinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gar-ı Hira’nın kapısında, iki nöbetçi gibi, iki güvercin gelip beklemeleri ve örümcek dahi, perdedar gibi, harika bir tarzda, kalın bir aÄŸ ile maÄŸara kapısını örtmesidir. Hatta rüesa-i KureyÅŸten, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın eli ile Gazve-i Bedir’de öldürülen Übeyy ibni Halef maÄŸaraya bakmış. ArkadaÅŸları demiÅŸler: “MaÄŸaraya girelim.” O demiÅŸ: “Nasıl girelim? Burada bir aÄŸ görüyorum ki Hazret-i Muhammed tevellüd etmeden bu aÄŸ yapılmış gibidir. Bu iki güvercin iÅŸte orada duruyor. Adam olsa, orada dururlar mı?”

 

Mektubat, s. 185

 

***

 

Birinci Hâdise: Ehl-i siyer ve hadis müttefikan haber veriyorlar ki: KureyÅŸ kabilesi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı öldürtmek için kat’î ittifak ettiler. Hatta insan suretine girmiÅŸ bir ÅŸeytanın tedbiriyle, KureyÅŸ içine fitne düÅŸmemek için, her kabileden lâakal bir adam içinde bulunup, iki yüze yakın, Ebu Cehil ve Ebu Leheb’in taht-ı hükmünde olarak, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın hane-i saadetini bastılar. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın yanında Hazret-i Ali vardı. Ona dedi: “Sen bu gece benim yatağımda yat.” Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm beklemiÅŸ, tâ KureyÅŸ gelmiÅŸ, bütün hanenin etrafını tutmuÅŸlar. O vakit çıktı, bir parça toprak baÅŸlarına attı, hiçbirisi onu görmedi, içlerinden çıktı, gitti. Gar-ı Hira’da iki güvercin ve bir örümcek, bütün KureyÅŸe karşı ona nöbettar olup muhafaza ettiler.

 

İkinci Hâdise: Vakıat-ı kat’iyedendir ki maÄŸaradan çıkıp Medine tarafına gittikleri vakit, KureyÅŸ rüesası, mühim bir mal mukabilinde, Süraka isminde gayet cesur bir adamı gönderdiler; tâ takip edip, onları öldürmeye çalışsın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekri’s-Sıddık ile beraber gardan çıkıp giderken gördüler ki Süraka geliyor. Ebu Bekri’s-Sıddık telâÅŸ etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm maÄŸarada dediÄŸi gibi “Lâ tahzen, innallahe meanâ” [Üzülme, Allah bizimle beraberdir. (Tevbe Sûresi: 40)] dedi. Süraka’ya bir baktı; Süraka’nın atının ayakları yere saplandı, kaldı. Tekrar kurtuldu, yine takip etti. Tekrar atının ayaklarının saplandığı yerden duman gibi bir ÅŸey çıkıyordu. O vakit anladı ki ne onun elinden ve ne de kimsenin elinden gelmez ki ona iliÅŸsin. “El-aman!” dedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm aman verdi. Fakat dedi: “Git öyle yap ki baÅŸkası gelmesin.”

 

Åžu hâdise münasebetiyle bunu da beyan ederiz ki: Sahih bir surette haber veriyorlar: Bir çoban, onları gördükten sonra KureyÅŸe haber vermek için Mekke’ye gitmiÅŸ. Mekke’ye dahil olduÄŸu vakit, ne için geldiÄŸini unutmuÅŸ. Ne kadar çalışmış ise, hatırına getirememiÅŸ. Mecbur olmuÅŸ, dönmüÅŸ. Sonra anlamış ki ona unutturulmuÅŸ.

 

Mektubat, s. 193

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 â€¹ 
 â€º 
Özurfahaber
© Copyright 2021 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
EÄŸitim Haberleri
DÜNYA