Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdud, ömrünün günleri ma’dud ve her şeyin fânîdir. Öyle ise şu kısa, fânî ömrünü fânî şeylere sarf etme ki, fânî olmasın; bâkî şeylere sarf et ki, bâkî kalsın.
Hacıların Arafat’ta ve ıydde beraber birden “Allahu ekber” demeleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bin üç yüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği
“Allahu ekber” kelâmının bir nevi aks-i sadâsı...
O hutbe-i ezeliyeyi okuyan zat (asm), kâinatın kemâlâtını keşfeden canlı bir güneştir –saadet-i ebediyeyi ihbar ve tebşir ediyor, nihayetsiz rahmeti keşfetmiş ilân ediyor– saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı ve esma-i İlâhiyenin gizli definelerinin keşşafıdır.