porno | sex hikaye

SÖZÜN DEĞİL, SESİN GÜCÜNE BİAT EDEN URFA


Bu makale 2014-08-04 21:03:30 eklenmiş ve 1179 kez görüntülenmiştir.
Mustafa HEKİMOĞLU

Uzun yazı denemem bu ilk değil daha öncesinde de birkaç kez en kıyı köşelerde fikirlerimi sizlerle paylaşmıştım. Ama senin siyasi kimliğin var, işte sen eczacısın gazeteci değilsin diye eleştiren gazeteci arkadaşlarım olmuştu.

Sağol’sun bu kez benim taa Merkez ortaokulundan yani seksenli yılların başından beri arkadaşım olan güzel sesli ve yine gazetecilik kimliği olan Aziz kardeşimi kıramadım ve sunduğu bu imkânla sizlerle hasbıhal etme şansımı kullanmak istedim.

Sonuçta fikirleri paylaşmak için illede gazeteci olmaya gerek yok sonuçta bu memleketin yetiştirdiği mütevazı bir düşünürüyüm diyerek ve tamda bu noktada kendimizi yani özellikle Urfalı kimliğimizi sorgulayarak ve özeleştiri yaparak söze başlamak istiyorum. Haydi Rastgele…

Bana göre tarihi çok eskilere dayanan ve pek çok medeniyete yataklık yapan zengin tarihli, kültürlerin harmanlanmasıyla günümüze muazzam bir geçmişli medeniyet bırakan ama günümüz Urfasına kültürel ve medeni yaşam olarak çok azını miras olarak bırakan Urfamızın yaşam şeklini özetleyen anlamlı bir cümle bu ‘sözün değil sesin gücü’. Üzerinde düşünüp, şöyle etrafınıza dikkatlice bakıp incelediğinizde ve arif’likte varsa serde, bunu çok kolayca görebileceksiniz.

Biz Urfalılar acaba Ne kadar hoş görülüyüz birbirimize? ne kadar muhabbetiz? Ne kadar güçlüleri bırakıp zayıfın yanındayız ve ne kadar zalim ve yanlışın karşısındayız? Ne kadar dostuz medeniyete(Teknoloji algılanmasın ki oda çok eksik)? Ve ne kadar düşmanız cahilliğe? Bizden olanın yanlışlığına ne kadar bu yanlıştır diyebiliyoruz? Yaşam savaşımızın ne kadarını zayıfların yanında ve haksızlığın karşısında durarak yapıyoruz. Bana göre maalesef kocaman bir hiiçççç… Değişen zaman, zemin, iktidar, aşiret, makam gücüne göre şekil alan ve sesi güçlü olana itaat edip baş eğen bir toplumuz. vee el iyisi ev delisiyiz der ya atalarımız aynı öyleyiz…

Şimdi bu olayı algılatabilmek adına farklı bir konuya dikkatinizi çekerek bu yukarıda söylediklerimle içselleştirmeye çalışalım lütfen…

National Geografic belgeseli kanalını sırf hayvanların birbiri ile olan ilişkileri,doğaları ,davranışları,sosyalliklerini görmek için izlerim zaman- zaman ve çokta keyif alırım çünkü Allahın yarattığı mahluklar üzerinden bize verdiği muhteşem mesajları kendi üzerimize giydirerek görüp hayretler içinde kalırım.

Muhteşem bir uyum ve denge içinde, sınıfsal,statüsel  konumlarına göre savunma mekanizmaları, avlanma ,üstünlük kurma mekanizmalarını sergilerler hayvanlar kendi aralarında.

Özellikle fiziksel olarak güçlü olan, sesi daha gür çıkan erkek aslanlar kendi cinsleri arasında üstünlük kurar ve iktidar olurlar, diğer bireyler ona hizmet eder, boyun eğerler, çocuk doğurur ve bakarlar, zayıflar avlanır güçlü hazırı yer hemde avın en güzel yerini doyuncaya kadar, kalan artıklarıyla diğerleri beslenir. taakii daha güçlü olan gelipte onu devirene kadar böyle sürer. Bu kez yeni gelen eskiyi köle gibi çalıştırır kendisi yan gelir yatar bu devran böyle sürüp gider…

Gelelim Urfa’mıza; objektifi kendi toplumumuza çevirdiğimizde de durumumuzun yukarıdaki örnekten farklı olmadığını göreceksiniz.   iktidar olanların, bu iktidar ki salt siyasi olarak düşünmeyelim, her türlü iktidar ve güç diyelim, zenginlik, aşiret, kabagüç olarak düşünelim… bunların gücüne boyun eğmişiz,onlara hizmet etmiş,baş eğmiş sözün tesirli gücüne değil sesinin gür çıkmasından ve gücünden etkilenerek zalimin ekmeğine yağ sürmüşüz ve sürmeye de devam ediyoruz,yağcılık ve şakşakçılıkla  maalesef cahile,duygusuza,hak tanımaza pirim vererek onların gönüllü hizmetkarlığını yapmaya devam ediyoruz..Değişen şart ve iktidara görede şehrimizde söz sahibi kişiler değişsede yeni gelenlere bizler  hizmet için yarışır hale gelmiş bir toplum olmuşuz maalesef...

Hatta üzülerek belirtmek gerekirse şu anda övündüğümüz ne değerlerimiz varsa ata yadigarı haznelerimizdir,üstüne bir şey eklemeden ,harcayıp tüketen mirasyedileriz..Babaların yerini oğullarının alamadığı ,geçmiş medeniyetle ve sanatımızla övünen ama medeniyete bir şey ekleyemeyen bir toplumuz işin gerçeğiyle bakarsak. Bir zamanlar şair Nabisi, Abdisi, Hayati Harranisi Musikiye renk ve ahenk veren Üstadlarımız bu toplumun içinde yaşayan toplumumuzun yüz akları vardı ve fikirle yürüyen bir kentti Urfa.

Musikimiz, yaşadığımız geniş avlulu evlerimiz, hatta sadeyağımız, İsotumuz, peynirimiz bile derin medeniyetlerin eserleriydi, eski Urfa’mızın yaşam tarzı teknolojik değilse de bilimsel ve medeni olarak sürerdi. Taakii yakın bir düne kadar

Bu ilkyazımda genel bir eleştiride bulunup genelleme bir tanımla içinde bulunduğumuz durumu özetleyen ve hedef olarakta ariflere hitap eden bir tarz seçtim umarım sürçü lisan eylememişizdir. Kalın sağlıcakla.

 

Mustafahekimoğlu86@gmail.com

Yorumlar
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :
     
   
başarılar dilerim
cengiz 2014-08-06 15:12:59
sevgili hekimoğlu urfa hakkında çok yazacakların vardır.başarılar.
Hayırlı olsun
Bilal 2014-08-05 14:34:00
Mustafa bey hayırlı olsun sizi urfada yazılarınız ile takip edeceğiz. Başarılar
Toplam 2 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Anket
Gazi SOFT Haber Yazılımını Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
Puan Durumu
istanbul samsun evden eve nakliyat
Özurfahaber
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA