porno | sex hikaye

KARANLIK KAPI VE URFA'NIN ESKİ KABADAYILARI


Bu makale 2019-07-12 10:29:44 eklenmiş ve 1243 kez görüntülenmiştir.
Nuri Yeşilnacar

 

Karanlık kapı,Ulu caminin üç kapısından biridir Buraya . Kara meydanı tarafından gidilir. Daha önceleri bu kapının iniş ve çıkış merdivenleri biraz yüksekti.Bu yükseklik geçen yıllarda yapılan caminin tamiratında, yerlere kalın taşlar döşenmesinden dolayı merdiven yüksekliği biraz düşmüştür.

 

Eski Urfa'mız da elektrikler yok iken halk akşamleyin gaz yağı ile yanan gece lambası veya idare lambası ile aydınlanıyordu.İdare lambası, sac veya tenekeden yapılmış bir aydınlatma aracıdır. Ters huniye benzer. Alt kısmındaki hazne kısmına gaz yağı konulurdu. Üstten boruya benzer kısmından içinde yağ bulunan haznenin içine bir fitil salınırdı.

Daha sonra fanusların ortaya çıkması ile onlar devreye girerek kullanılmaya başlanmıştı

.

Her ilde olduğu gibi bizim Urfa'da da kabadayılığa meraklı olanlar vardı.

O yıllarda gece karanlığında kendi halinde kimse fazla dışarı çıkmazdı ve herkes ekmeğinin peşinde idiler..Çünkü işi karı olmayan ve bedava geçinmeyi seven ve kendini kabadayı sanan insanlar vardı...Ama asıl kabadayı dediğimiz kimselerde bu gibilere asla fırsat vermez ve semtlerine asla sokmazlardı.Kendi mahallerinden birine haksızlık yaptıkları zaman muhakkak onun yakasını bırakmazlardı..

 

Her mahalleden gelin getirmek götürmek oğlan evine çok pahalıya mal olurdu.Muhakkak bahşiş vermek zorunda bırakılırdı. Tabi o zaman memleketimizde bir gelenekti.

 

Eski kabadayılar Urfa'da birbirlerine meydan okudukları zaman ya mezarlığa veya karanlık kapısında duelloya davet ederlerdi. Bu kabadayılar her zaman yanlarında kama ve hançer bulundururlardı.Büyüklerimizin anlattığına göre kama ve hançer yarası dikiş tutmazmış ve ölümüne neden olurmuş.

 

Geçimini avantadan sağlamak isteyen bazı kabadayılar ise karanlık kapısının bir köşesine saklanır oradan geçen kişileri tam merdivenlerin ağzına geldiği anda saklandığı köşesinden çıkarak bunları merdivenlerden aşağı fırlatıp ve döverek üzerinde kıymete değer eşya ne varsa hepsini alıp götürürlermiş...Aynı şekilde buna benzer olaylar Köprübaşı'nda da de olurmuş,.Akşam dolaşanları sopa ile de dövüp soyuyorlarmış.. (Bunu da bana yaşlı Hüseyin amcam anlattı.)

 

 

- Eskiden Urfa çok karanlıktı. Yassı namazından sonra kimse kolay kolay sokağa çıkmazdı..Yakın komşulara veya acil bir durumlarda mecburen çıkarlardı. Çünkü Urfa'da gece yarısından sonra sokağa çıkmaz riskliydi..

- O yıllarda her semtin bir kabadayısı bulunurdu. Bu Hakim dede mahalle kabadayısı,bu Bey Kapısı kabadayısı ve şu da Sumeydanı semti kabadayısı gibi namları söylenirdi.Bunlar arasında .Bir anlaşmazlık çıktığı zamanda geceleyin Karanlık kapı veya mezarlık gösterilirdi.Karanlık kapıda bir çok yaralama ve ölüm hadisesi de olmuştur. ( Kaynak Mustafa Garip hocam )

Ben hiç unutmam bizim Sumeydanı semtinde Nacar Osman adı ile tanınan rahmetli bir marangoz vardı, kendisi 90 yaşında vefat etti. İşi gücü kapı ve pencere ( taka ) yapıp evlere monte etmekmiş.

Geceleyin hiç bir esnaf evlere gidip iş yapmazmış.hep gündüzleri çalışırlarmış.

Bir gün aldığı bir sipariş üzerine yaptığı .kapı ve pencereleri ( Eskiden pencerelere taka denilirdi. ) yerine takmak üzere Ulucami'nin karşısın da ki ara sokaklarda bulunan bir eve katırla götürerek orada gece yarısına kadar çalışır ve monte eder.

İşi biten nacar amca evinin yolunu tutarken Ulucamiye yakın bir yerde kendisini ara sokakta bir kabadayı karşılar. ve kabadayı elinde ki kamayı duvarlara sürterek marangoz amcaya şöyle seslenir ;

-Ulaaan şimdi seninde canına okuyup işini bitireceğim..der.

Marangoz amca o anda şaşırır ve düşünmeye başlar heybesinde küçük ve büyük el rendesi (Bunlar tahtaların Üzerlerini düzeltir ). Büyük bıçkı ile el bıçkısı, ( Bunlarda tahtaları kesmeye yarar) ve de keser ile çeküç' bulunmaktadır. Bu aletler o yıllarda ya Halep'den veya İzmir ile İstanbul'a gidip alınıyormuş, onun için marangoz amca bunları bırakıp kaçmaya yanaşmamış. Ya Allah, ya Muhammed diyerek bir eline keseri ve bir eline de el bıçkısını alarak;

- Hadi gel ulan seni bekliyorum, gel de sana kabadayılık nasıl olurmuş göstereyim. Der. Marangoz amca yanına yaklaştığında hemen keseri kafasına vuracakmış,

Bunu gören ve kendisini kabadayı sanan kişi yiyeceği keser ve bıçkı darbesiyle yerinden kalkamayacağını anlamış olacak ki ve sonrasın da bulaşmaktan vaz geçerek ;

- Bu seferlik seni affettim, bir daha da karşıma çıkma der ve yoluna devam etmiş..

Marangozda evinin yolunu tutar.

Neyse ki Urfa'da sinemaların gelmesi ile millet sokaklara çıkmaya başlamıştır. kabadayılıkta biraz olsun azalmıştır.

 

Yorumlar
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :
     
   
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Anket
Gazi SOFT Haber Yazılımını Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
Puan Durumu
istanbul samsun evden eve nakliyat
Özurfahaber
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA